Ordu
DOLAR9.6093
EURO11.1936
ALTIN552.26
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Zonguldaklı Walesa…

Büyük madenci yürüyüşünün unutulmaz önderi, sendikacı Şemsi Denizer ölümünün 21. yılında anıldı.

Türkiye, onu 1991 yılında madencilerin Ankara yürüyüşü ile tanıdı.

Kararlı dik duruşu, işçi haklarından ödün vermeyen tavrı, emekçiler üzerinde yarattığı coşku ile Türk sendikacılık tarihine adını yazdıran az sayıdaki sendikacılardan biri idi. 4 Ocak 1991’de Yıldırım Akbulut’un Başbakanlığı döneminde toplu iş sözleşmesinin uyuşmazlıkla sonuçlanarak grev kararı alınması üzerine on binlerce yer altı maden emekçisini arkasına alarak Zonguldak’tan Başkent Ankara’ya yürüyüş başlatan liderdi.

Emekçilerin desteğiyle dünyaya örnek yürüyüşü başlatan, alın terinin hakkını son kuruşuna kadar almaya kararlı olan genç sendikacı idi.

Tek amacı sorumluluğunu omuzlarında hissettiği, yerin yüzlerce metre altında kazma sallayan, saatlerce gün yüzü görmeyen emekçi kardeşlerinin hakkını korumak, evlerine helalinden para girmesini sağlamaktı. Dönemin Türk-İş Genel Başkanı Şevket Yılmaz’ın karşı çıkmasına karşın, zor koşullarda kırıp dökmeden gerçekleştirdikleri yürüyüş Türkiye’nin yanı sıra dünyada da büyük yankı yaratmıştı.

Çankaya Köşkü’ne kadar yürüyüp Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la görüşerek toplu iş sözleşmesini sonuçlandırmayı amaçlıyordu. Çankaya Köşkü’ne ulaşılmasa da kara kışın egemen olduğu ayazlı günlerde çeşitli engellere karşın Mengen’e kadar gerçekleştirilen “Büyük Madenci Yürüyüşü” çalışma yaşamının unutulmazları arasında yer aldı. Hiç kuşku yok ki,  madencilerin eylemi Türk sendikal hareketine genç, idealist, emekçinin güvenini kazanan sendika liderini, Şemsi Denizer’i kazandırdı. Kararlı dik duruşundan ötürü Polonya işçi lideri Lech Walesa’ya benzetilerek “ Zonguldaklı Walesa” adı verildi.

Daha sonra seçildiği Türk-İş Genel Sekreterliği görevinde de emekçilerin kazanımları için yoğun uğraş verdi. Kamu sözleşmelerinde etkin tavır takınarak, emekçilerin daha fazla ücret, daha iyi sosyal haklar alabilmesi adına epey koşuşturdu.

Anadolu Ajansı’nda çalışma yaşamı muhabirliğim döneminde yakından tanıdığım Şemsi Denizer, sözünün eri, güvenilir, işçiyi satmayan karakterde bir sendikacıydı. Aramızda oluşan dostluktan ötürü, sayesinde çok atlatma habere imza attım.

Hiç unutmam hükümet ile kamu toplu iş sözleşmelerinin yürütüldüğü bir dönemde uzlaşmaya varıldığı haberini önce bana iletmişti. Alınan zam miktarını öğrendikten sonra acele  flaş olarak ajansa geçmiştim. Oysa diğer gazeteci arkadaşlar olup bitenden habersizdi. Onlar hala toplantının sonuçlanmasını bekliyordu.

Geçtiğim haber üzerine haber merkezleri o arkadaşları arayarak sözleşmenin sonuçlandığını bildirerek, adeta fırça attı. Gazeteci arkadaşların bana yönelik şaşkın ve bir o kadar öfkeli bakışları hala gözlerimin önünde. Gazeteciliğin, atlatma haberin kuralı bu idi. Şimdi atlatma haberler hak getire. Artık bültenlerden, yazılı açıklamalardan emek harcanmadan haber üretiliyor.

Dedim ya, Şemsi Denizer’in dostluğu, güvenirliği bir başka idi. Eğer o da size güveniyor, emekçi dostu olduğunuza inanıyorsa sorun yaşanmaz, sizi satmazdı.

6 Ağustos 1999’da Zonguldak’ta uğradığı hain saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Emekçi hakları için yürüttüğü mücadele, “Büyük Madenci Yürüyüşü”nün önderi olması onu hiçbir zaman unutturmayacak. Günümüze baktığımızda yokluğu daha çok hissediliyor. Bu tür sendikacıların günümüzde olmayışı aslında emekçiler adına şansızlık.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar